Bu ayın başında iş amacıyla Filistin’e, daha doğrusu Ramallah’a gittim. Ramallah’a gitmek için ilk önce İsrail’e, Tel Aviv’e uçuyorsunuz. Pasaport kontrolüyle beraber giriş çileniz başlıyor. Hele bir de benim gibi Ramallah’a gidiyorsanız vay halinize :) Ben problemsiz, hiç takılmadan geçtim ama arkadaşım 1-2 saat sorgulanmış. Neden gittiğini, ne yapacağını sormuşlar. Kurulacak ürünü filan anlattırmışlar vs. Burada en azından bizim gördüğümüz muamelenin gayet kibar ve düzgün görünümlü kişilerce yapıldığını eklemek gerek. Havalimanında kontrol derken asıl çilenin dönüşte yaşandığını da söylemek gerek. O yüzden 4 saat önceden gidiyorsunuz havalimanına. Şansıma ben dönüşte yine problemsiz, hiç bir şeye takılmadan yarım saatte geçtim Duty Free’ye :) Benimle beraber dönen tecrübeli arkadaşlardan birinin dediğine göre normalde didik didik bavulları arıyorlarmış, gerekirse de özel bir odada üstünüzü başınızı da didikliyorlarmış. Tabiki yine kibar (en azından bizim gördüğümüz) bir tavırla. Havalimanındaki kontroller sadece Türklere ya da Müslümanlara özel değil. İsrail’den çıkmaya çalışan herkes bu kontrolden geçiyor. Bizimle çalışan Rus arkadaş bu yüzden uçağını bile kaçırmış.
Havalimanından çıktıktan sonra da bir şöför eşliğinde Ramallah’a gidiyorsunuz. Tabiki şöförünüzün İsrail ve Filistin arasında gidip gelme izni olması gerekiyor. Benim şöför Kudüslü Hassan’dı, pek problem olmadı. Yolculuk 1 saat filan sürüyor ve arada Ramallah’ı çevreleyen duvarı ve İsrailli askerlerin durduğu kontrol noktalarını geçiyorsunuz. Bize dönüş kontrol yolunda İsrailli kadın askerler denk geldi. Bir de böyle birşey var. Etrafta kadın polis ve askerler görüyorsunuz. Biz gayet sevimli tipler de gördük Kudüs gezisi sırasında ama bizim kontrol noktasındakiler pek sevimli değillerdi:) Gece nöbetinden çıktıkları belliydi, o yüzden sevimlilik de beklemedik zaten :) Aşağıdaki fotoğrafı arkadaşım çekti, manzaranın ilginçliğini görmeniz için koyuyorum buraya. Gördüğünüz gibi korkudan titretmiş kamerayı :)
Filistin nedense aklımda yıkık, kurşunlarla delinmiş duvarların olduğu bir yer gibi canlanmıştı. O yüzden gerçeğini görünce şaşırdım. Tipik Arap kasabası tadında, hatta gelişmekte olan izlenimi veren bir yer. En azından bizim gördüğümüz Ramallah öyleydi, sanırım Gaza filan daha kötü durumda. İnsanları da benzetmek gerekirse görünüş olarak Lübnanlılara benziyorlar. Zaten Lübnan’la komşu olduğunu düşününce normal öyle olması :) İnsanlar gayet dostane davranıyorlar; genelde alıştığımız sıkı Arap kapalılıkları da yok. Biz müşteride olmadığımız zamanları otelin altındaki Tche Tche Cafe‘de geçirdik. Cafe’nin fotoğrafları da az çok ortam hakkında fikir verebilir.
İşten kalan birgünde de Kudüs’ü ziyaret ettik. Kudüs 3 büyük dinin önemli yapılarının bulunduğu, önemli anlarına dekor olmuş bir yer. Şehir (daha doğrusu eski Kudüs) 4′e bölünmüş durumda. Müslüman, Hristiyan, Yahudi ve Ermeni quarter’ları var. Müslüman kısmına turistler erken saatlerde girebiliyorlar. Diğer saatlerde girmek isterseniz Müslüman olduğunuzu kanıtlamanız lazım. Biz geç saatte gittiğimiz için kapıdaki İsrailli askeri ikna etmek durumunda kaldık. Türküz filan deyince kolay ikna oldu. Müslüman kısmı daha dışa-kapalı bir yer ve pek de turistik değil. Dolayısıyla dışarıdaki turistik gürültüden de uzak. Bu arada Müslüman olduğunuzu içeride de kanıtlamanız lazım. Bizim tipimize bakıp da gavura benzetince durdurup sordular. Türkleri çok seviyorlar bu arada; Turkish deyince içten bir Welcome alıyorsunuz :) Bir de Haram Esh-Sherif‘e girerken yaşlı bir amca bizden kelime-i şehadet istedi. Biz de arkadaşımla kelime-i şehadet düeti yaptık.
Kudüs’ün her yeri önemli dinsel mekanlarla bezenmiş. Gruplar halinde hacı olmaya gelmiş hristiyanları, ağlama duvarı önünde törenler yapan yahudileri içiçe görüyorsunuz. Ben de bol bol fotoğraf çekmeye çalıştım fırsattan istifade. Zamanla daha da çok Kudüs fotoğrafı ekleyeceğim Flickr’a.
Kudüs kimilerinde dinsel duyguları kabartan biryermiş. Bende pek de öyle olmadı ne yalan söyleyeyim. Belki güzel fotoğraf derdinde olduğum içindi. Hatta kaba kaçmazsa Kudüs’ü Kapalıçarşı’nın Kutsallısı diye tarif edebilirim. Zaten aynı tezgahta satılan süs haç ve kippahları görünce durum kendini belli ediyor :) Kudüs bana daha çok dinlerin ne kadar birleştirici ve bir o kadar da ayrıştırıcı olduğunu düşündürttü.
Yalnız iki fotoğraf koyacağım diye ne yazdım arkadaş..