June 21st, 2010 — 11:15am
Daha önceki iş bloğum soa-tr‘yi bir süreliğine askıya aldım. soa-tr o zaman üzerinde çalıştığım teknolojilerle alakalı bir blogdu. Şimdi onun yanına yaptığım işle alakalı, İngilizce içeriği olan bir site daha ekledim: salestechie.me

Trust me, I know what I'm selling
Adından da anlaşılabileceği gibi, salestechie.me teknik satış içerikli bir blog. Az çok kendimce teknik satış, teknik pazarlama ipuçları verdiğim ve gittiğim yerlerle ilgili bir kaç satır yazdığım bir yer. Pazarlama demişken aman sürekli “sosyal medya, yeni mecra, gak guk” diyen tiplerden biri olduğum anlaşılmasın. Daha çok nasıl sunum yapılmalı, içerik nasıl tasarlanmalı ve ürünün hikayesi nasıl anlatılmalı gibi şeyler işte.
Neden .me uzantısı derseniz de, .com uzantısı dolu olduğu için ve .net ya da .org gibi bir uzantı istemediğim için. Aslında .ie uzantısı için de uğraştım, hani ismi salestech.ie gibi sevimli birşey olsun diye. .ie İrlanda’nın uzantısı ve bu uzantı için İrlanda’da ticari bir girişiminizin olması gerekiyormuş. Guiness sevmek yeterli değilmiş :)
Comment » | Falan Filan, Teknolojik
June 16th, 2010 — 11:33pm
Bu kısa ama yeterince uzun bir blog olacak. Bir süredir hayatımız çoşkun ve yorucu geçiyor. En çok yorulan da Jalin oldu işin aslında, o olmasaydı bu günleri yaşayamazdık. Kısacası çok yakında Barcelona’ya gidiyoruz, hem de çok güzel bir sebeple :) Jalin’le evleniyoruz. Pastamız, gelinliğimiz, damatlığımız, teknemiz, TEGV‘e yaptırdığımız davetiyemiz, nikah şekerimiz filan herşey hazır. Bir de ilk dans stresini aşabilirsek herşey süper olacak :)

3 comments » | Falan Filan
February 3rd, 2010 — 5:27pm

Tam olarak nereye gidiyorum acaba?
Peygamber vitesi bir sürücü argosu. Arabayla yoku? a?a?? giderken, vitesi bo?a al?p benzinden tasarruf etmek demek. Eski arabalarda varm?? tabi böyle bir?ey, ?imdilerde vitesi bo?a almamak laz?mm?? aksine. Neyse i?te, ben severim bu tabiri, hayat? ak???na b?rakmak gibi bir?ey… Zaten bu san?r?m bildi?im tek sürücü argosu, onu da burada böyle tek seferde harcay?verdim. Harcamasam iyiydi ama harcad?m gitti.
Geçen zaman içinde bir kaç kez blog yazay?m dedim ama ah i?te ?u peygamber vitesi ruh hali yok mu. Bir anda yazaca??m her?eyin geçicili?ini dü?ünüp ü?eniyorum. ?imdi durduk yerde edebiyat parçalamayay?m diyorum. Hiç olmad? h?zl?ca bir ki?isel özet geçeyim. Geçen süre içinde heyecan verici, güzel bir geli?me oldu, i?im konusunda. Continue reading »
8 comments » | Falan Filan, Günün Şarkısı
December 29th, 2009 — 10:17am

Kesin bu yolda geyik var...
Bozuk saatler gibi olsak,
Bütün gün doğru saati göstereceğiz diye yorulacağımıza
Günde iki kere doğru saat bizden geçiverse
Continue reading »
2 comments » | Falan Filan, Günün Şarkısı
December 26th, 2009 — 2:53am

Pasifik güzel ama Atlantik'in kafası iyi...
Şu aralar bir devlet projesi için çalışıyorum. Tahmin ettiğiniz üzere çok gizli ve tehlikeli bir görev. İşin içinde Amerikan başkanı dahil herkes var. Siz bilmiyorsunuz ama tüm üst düzey ülke görevlileri, bıyıkları az ya da çok olsun, bu görevde umutlarını bana bağlamış durumda. Böyle olunca da blogdur filan çok zamanım olmadı. Yalnız bu blog da öyle bir illet ki, kendi kendine iş bağlıyor insan. Yazmadıkça kendini suçluyorsun, ama yazmadıkça yazasın da kaçıyor. Bir derde düştüm sen kurtar Rabbim (Farkettiğiniz üzere bu son cümleyi üstünüze alınmıyorsunuz). Continue reading »
Comment » | Falan Filan
September 28th, 2009 — 5:02pm

Kopuk Prenses ve 7 Göller
İşin aslı başlığın içerikle hiç alakası yok. Yani içerik de başlık da birbirinden kopuk, dolayısıyla aslında başlık içerikle de gayet alakalı.
Mayıs ayında Jalin’le gittiğimiz Yedigöller gezisinden yukarıdaki resim. Profesyonel fotoğrafçı değilim, o yüzden idare ediverin. Hoş Yedigöller’de ne tarafa baksanız harika bir manzara ile karşılaştığınız için, fotoğraf makinanız kazara düşerken bile güzel resim yakalayabiliyorsunuz. Continue reading »
4 comments » | Falan Filan, Günün Şarkısı
September 7th, 2009 — 1:06pm

I wanna live 'til I die, No more, No less.
İkidir yazdığım blog’ların başlığı İngilizce oluyor; ama İngilizce başlık yapmamayım diye de şimdi yazmak istediklerimin asıl vurucu cümlesini yok saymak olmazdı. Bu ünlü en azından biraz ünlü deyiş İngiliz komedyen ve oyuncu Eddie Izzard‘a ait.
Eddie Izzard Yemen’de doğup ardından İrlanda’ya göç etmiş bir ailenin çocuğuymuş (bu blogu yazarken okudum şimdi), sonrasında da İngiltere’nin çeşitli yerlerine gidip durmuşlar. Küçük yaşta annesini kaybetmiş. Babası gibi muhasebeci olmak için okurken okuldan şutlanmış ve böylece Eddie kendini tamamen tutkusu olan stand-up’a vermiş. Continue reading »
Comment » | Falan Filan
September 3rd, 2009 — 5:22pm

Oh la la la, trüf mantarı!
Gurmelikle pek değil, hiç alakam yok. Hatta bu konuda problemli biri sayılabilirim. Çocukluğum Zonguldak Ereğli‘de geçti, yani deniz kasabasında büyüdüm. Buna rağmen deniz ürünlerini sevmem, yemem; yediğim tek deniz ürünü ton balığı konservesi. Sebzelere de büyüdükçe alışmamla beraber, kerevizi ve pırasayı sadece savaş durumunda, o da düşmanın kafasına vurmak için kullanırım.
Tabiki mutlu değilim böyle olmasından. İsterdimki ben de balıkları ayırd edebileyim, bir balığı diğerine tercih edeyim. Hatta “Oh monşer bu 28 bacaklı aldante pişmiş beyaz şarap soslu deniz yaratığı da ne harikaymış, michelin yıldızlı şef ne de güzel füzyon yapmış” diye cümleler kurayım. Continue reading »
Comment » | Falan Filan
August 20th, 2009 — 5:22pm

Şimdi Kaş'ta Olmak Vardı
Geçen hafta tatildeydik ve bu saatlerde Jalin’le beraber Kaş sularında yüzüyor, güneşleniyor ve bir İskandinav ata sporu olan oteldeki çiftler hakkında espri yapmaca oynuyorduk.
Kaş bizim ilk gözağrımız; her sene de mümkün olduğunca gözümüzü ağrıtmasına çalışıyoruz. Biraz da ulaşımının zorluğundan dolayı bir sakinliği var Kaş’ın; sadece gerçekten seven kişiler çekiyor o kadar yolu. Sakinlik ve güzellik esnafında bile belli oluyor, her girdiğiniz dükkanda samimiyetle karşılaşıyorsunuz. Bu arada bu yazının başlığı da tatilde okuduğum kitaptan afırtı (çalıntı), John O’Farrel‘ın Erkek İçin En İyisi adlı kitabı… Zaten kendisi de başlığı Gilette‘in The Best A Man Can Get sloganından çalmış. Kısacası John ve Ben arlanmaz, uslanmaz iki ahlaksız insanız.
Çok uzatmadan, işte tatil notları: Continue reading »
Comment » | Falan Filan
August 8th, 2009 — 1:27pm

Leiacım, biz beraber gidelim, Han solo gelsin.. Ehehe.. Sbakr..
Bugünlerde yeni bir reklam akımı var. Kısaca SBAKR olarak adlandırılan bu olguya kendi aramızda Sinir Bozarak Akılda Kalan Reklam diyoruz. Örneğin, Turkcell’in Merak Ne Güzel Şey reklamları… Aslında bu Turkcell’in ilk cümleyi devir, yeniden söyle, birleştir, ahanda slogan çalışması değil. Daha önce de Turkcell’le bağlan hayata, Hayata bağlan Turkcell’le, Cellturk’le haylan bayata girişimi olmuştu hatırlarsanız. Ben kendi adıma Turkcell’de bu şekil bir konuşma tarzı geliştirildiğini düşünüyorum: Continue reading »
Comment » | Falan Filan