Bünye İçin En İyisi

Şimdi Kaş'ta Olmak Vardı

Şimdi Kaş'ta Olmak Vardı

Geçen hafta tatildeydik ve bu saatlerde Jalin’le beraber Kaş sularında yüzüyor, güneşleniyor ve bir İskandinav ata sporu olan oteldeki çiftler hakkında espri yapmaca oynuyorduk.

Kaş bizim ilk gözağrımız; her sene de mümkün olduğunca gözümüzü ağrıtmasına çalışıyoruz. Biraz da ulaşımının zorluğundan dolayı bir sakinliği var Kaş’ın; sadece gerçekten seven kişiler çekiyor o kadar yolu. Sakinlik ve güzellik esnafında bile belli oluyor, her girdiğiniz dükkanda samimiyetle karşılaşıyorsunuz. Bu arada bu yazının başlığı da tatilde okuduğum kitaptan afırtı (çalıntı), John O’Farrel‘ın Erkek İçin En İyisi adlı kitabı… Zaten kendisi de başlığı Gilette‘in The Best A Man Can Get sloganından çalmış. Kısacası John ve Ben arlanmaz, uslanmaz iki ahlaksız insanız.

Çok uzatmadan, işte tatil notları:

- Bu sefer Kaş’a teknik olarak donanımlı gittik, E71‘lerimiz sayesinde Meis‘i (a.k.a. Megisti) kontrol altında tuttuk, twitter ile dünya gündemine damgamızı vurduk.
- Twitter aslında sandığım kadar saçma değilmiş, iş için kullanırken yararlı, kişisel kullanırken de eğlenceliymiş. Bu da Jalin’in twitter’ı bu arada :)
- Her akşam dönüp dolaşıp Deja Vu‘ya gittik, sadece 1 akşam ıskaladık.
- Deja Vu’daki en iyi masayı bulduk, Mojito‘yu kendimizden esirgemedik ve adını teleffuz edemediğimiz için Caipirinha içemedik.
- Kekova’daki Batık Kent’e Sea Kayak (bildiğin kano’nun irisi) yaptık; ama Batık Kent‘i göremedik. Neden mi? Onu aşağıda anlatayım.
- Sea Kayak boyunca Jalin’le beraber kürek çektik, iyi takım olduğumuzu kanıtladık.
- Simena’daki Cafe Ankh‘da dondurma yedik. Buradaki dondurmalar şöyle, Şeftali bir gün Robin Sharma’nın kitaplarını okur ve dondurmaya dönüşür. O kadar gerçekçiydi yani meyvalar. Ferrari’sini Satan Şeftali.
- Tersane koyunda yüzerken batık bir merdiven ve ilk kez bizim gördüğümüz deniz canlısını keşfettik. Adına Deniz Kırkayak‘ı koyduk.
- Yağmur’da yüzdük.
- Bana yeşim taşından bileklik, Jalin’e de harika saç bantları aldık.
- Kaş içinde yeni bir park yeri keşfettik, Moğol bıyıklı otoparkçı amcayı sevdik.
- Kaş’ın her yerinde harika müzikler çaldığı için ipod’larımıza dokunmadık. Benimkini açık bıraktığım için şarjı bitti tabi, Jalin şaşırmadı.
- Kumlu plajları sevmediğimiz için platform’dan denize girmenin keyfini yaşadık.
- Çay saatinde verilen turta’ya Jalin ortak olmadığı için turta yiyemedim. Buna rağmen 1 kilo daha aldım.
- Üçağız’dan Kaş’a dönerken yoldan üzüm aldık, harikaydı. Satıcı köylü kadın tartmakla uğraşmadı, kafana göre al dedi. (Kilosu 1 TL)
- Jalin bana Superman tişörtü aldı. Yakıştı bence.
- Mac’imden odamızda DVD seyrettik. Mac’de ilk Kaş yolculuğunu yapmış oldu.
- El parmaklarımız kırışıncaya kadar yüzdük. Hiç güneşte kalmamamıza rağmen yandık. Ben Mansur Ark gibi oldum.

Tabi ki dönüşte Özdere‘yi ziyaret edip Baran’ı (Batman JR) ve diğer aile üyelerini görmeyi eksik etmedik. Dolce’de ikoncanların arasında deniz sefası yaptık, Jalin İkoncan Duruşu konusunda çalışmalar yapmayı ihmal etmedi tabiki. Ben de Batman JR’la tehlikeli arazi yolculuklarına çıktım, hatta dizimi kanattım. Yaklaşık 500 dikiş var (Dizimde değil tabi, şortumda.. :))

Deja Vu Bar - Kaş

Deja Vu Bar - Kaş

Unutmadan batık kente gitmemize rağmen neden göremediğimiz konusuna gelince…

Fransa da pek meşhur ve adını söyleyebilseydim çok fiyakalı olacağım bir yazar varmış ve hep Eyfel Kulesi‘nin altındaki bir cafe’de oturur yazısını yazarmış. Bir gün arkadaşı demiş ki: Hani sen Eyfel’i sevmezdin? her Allah’ın günü burdasın bre monşer! Yazar da cevaplamış, Tüm Paris’de bu salak şeyi göremediğn tek yer burası. Yani biz de o kadar yakınından geçtik ki, suyu üstünden batık kenti göremedik.

Son olarak da, kitaptan konuşayım biraz. Ben aslında tarzını Nick Hornby‘e yakın bulduğum ve biraz da eğlenmek için almıştım kitabı. Beklediğim kadar eğlenceli değildi ama erkeklerin çocuk yetiştirmeye bakışını gayet sevimli şekilde aktarmıştı. Aşağıya kitabın ilginç bir kısmını yapıştırıp bitiriyorum.

Yavrularımızda fark ettiğimiz her küçük detayı harika ve büyüleyici buluyormuş gibi yaparız ama hepimiz kendimizi kandırıyoruz. Küçük çocukları sıkıcıdır; bu bahsetmeye cüret edilemeyen bir sıkıntıdır…

Hepsini yazamadım, devamı kitapta :)

Bu önemli bilgiyi kendime saklayamam!:
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • PDF
  • Tumblr
  • Twitthis

Category: Falan Filan | Tags: , , , , , , , , , , , , , , Comment »

Comments are closed.

Back to top